Hoşgeldiniz: Prof. Dr. Necati Demir - www.necatidemir.net / www.necatidemir.tk
 Yeni Kullanıcı / Giriş Şu ana kadar 4167996 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Nisan 2007  
Menü

Benim Köşem
· Sunuş
· Bahtiyar Vahapzade
· Türk Ninnilerinin Dili
· Türkiye'nin Bekçisi
· Nevruz
· Pileki/Bileki
· Karatekin Gazi

Uyarı

Bu sitedeki yazılar, yazarının önceden izni olmadan elektronik, mekanik, fotokopi veya herhangi bir kayıt sistemiyle çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve depolanamaz.


Ödüller
Gazi Üniversitesinden Yayın Ödülü
2012

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN TEMEL DEĞERLERİ İLE TÜRK MİLLETİNİN MADDİ VE MANEVİ DEĞERLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ”NE HİZMET ÖDÜLÜ
2011

2010 Yılı Türk Halk Bilimine Hizmet Ödülü
2010

2008 Yılı Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü
2008

Dergi-Sempozyum

Türkçe Eğitimi ve Öğretimi Araştırmaları Dergisi

Gazi Üniversitesi 1. Uluslararası Türkçe Eğitimi Sempozyumu

1. Uluslararası Türkçe Öğretimi Öğrenci Kongresi

Türkçe Araştırmaları Akademik Öğrenci Dergisi

Avrupa'ya Türk Göçü'nün 50. Yılında Türkiye - Avusturya İlişkileri Sempozyumu


www.wir-kinder.de
www.wir-kinder.de

Hit
Şu ana kadar
4167996
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Nisan 2007

Hava Tahmin
İstanbul Ankara
İzmir Antalya
Adana Bodrum

Google Arama
Google



Sigaraya Hayır



SUNUŞ
Sunuş



Sayfa: 2/3

6. Atasözleri: Zamandan en iyi tasarruf, tecrübelerden istifade etmekle mümkündür. Eğitimin ilerlemesi, bir önceki neslin getirdiği noktaya bağlıdır. Tecrübeli ve eğitimli olmak için zor şartları hep aynı neslin yaşaması gerekmez. Atasözleri, bu konuda yeri doldurulamaz hazinelerdir. Şu birkaç atasözü konuyu açıkça ortaya koymaktadır: Aç gözünü açarlar gözünü; Adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur; İnsan kıymetini insan bilir; Tanrı sabırlı kulunu sever; Alma mazlumun ahını, çıkar ahaste ahaste; Aman diyene kılıç kalkmaz; Aşını, eşini, işini bil; Atalar sözü tutmayanı yabana atarlar; At binenin, kılıç kuşananındır; Al ile yetinmeyen çoğu hiç bulamaz; Bakan yemez, kapan yer; Baskın basanındır; Beyler buyruğu yoksula kan ağlatır; Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır; Bin bilsen de bir bilene danış; Bin dost az, bir düşman çoktur; Bir korkak bir orduyu bozar; Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler; Çok koşan çabuk yorulur; Dağda gez, belde gez insafı elden bırakma; Danışan dağı aşmış, danışmayan yolda şaşmış; Dokuz kere ölç, bir kere biç; ...

7. Efsaneler: İnsanlar; yaşadığı coğrafyaya ait önemli gördükleri kişileri, nesneleri ve mekânları kutsallaştırırlar ve sırrını çözemedikleri konuları çeşitli biçimlerde yorumlarlar. Bunlara, yaşanmış bazı olayları da katıp nesilden nesile aktarırlar. Kutsallaştırma, yorumlama ve aktarmaların pek çoğu sözlü olarak yayılır. Bu, sonuçta bir sözlü kültür oluşturur.
Sözlü kültürün en önemlilerinden biri de efsanelerdir. Efsaneler, insan ile insanı, insan ile coğrafyayı, insan ile diğer varlıkları, insan ile maneviyatı bir birine gönül bağı ile bağlayan unsurlardır.
Efsaneler, muazzam bir eğitim aracıdır. Efsanelerin konuları çoğunlukla çocuk, genç ve orta yaşlıların eğitimi ile ilgilidir. Güzel ahlâklı olmanın faydalarını ve nasıl güzel ahlâklı olunacağını işlemektedir. Onlar hilenin, düzenbazlığın, nankörlüğün, cimriliğin kötülüğünü; dürüstlüğün, sağlam karakterli olmanın, cömertliğin güzelliklerini en iyi bir biçimde anlatmıştır.
Bir kısmı coğrafyayla ilgilidir. Coğrafyaya mühür vurma aracıdır. Coğrafyayı vatan yapma, vatanda kök salma, vatana ruh verme unsurlarıdır. Konusu fabl ve tarihî şahsiyetle ilgili olanlar da vardır.

8. Destanlar: Destanların kültür tarihimizde çok önemli bir yeri vardır. Onlar edebî bir mahsul olmakla beraber tarihin kırık dökük aynalarıdır. Konuları çoğunlukla tarihî gerçeklere dayanmaktadır. Geçmiş zaman içerisinde yaşanmış olaylar ve yaşamış kahramanlar hakkındaki bilgileri, hiç değilse ana hatlarıyla, öğrenmemizi sağlamaktadırlar. Bu türdeki yazılı metinler dikkatli bir şekilde incelendiğinde uzak geçmiş ile ilgili çok kıymetli malzemeler elde edilmektedir.
Destanlar milletlerin ansiklopedileridir. Tarihî unsurların yanında milletlerin geçmişteki gelenek, görenek ve yaşayış tarzları ile ilgili olarak belki de hiç bir kaynakta bulunamayacak bilgiler destanlarda yer almaktadır. Geçmişte Türklerin yedikleri yemekler, çaldıkları çalgılar, kullandıkları savaş âletleri, ağırlık ölçüleri, giydikleri elbiseler, ... hakkındaki ayrıntılı gerçekleri destan yazarları farkında olmadan bizlere kadar ulaştırmıştır. Destanlar, zoru başarmanın hikâyeleridir. Başarılması hemen hemen imkânsız hadiselerin zekâsı ve gücü ile bir kahraman tarafından olumlu bir sonuç ile bitirilmesi, destanların genel olarak konusudur. Bu olaylar bazı destanlarda bir milletin yok olması veya varlığını sürdürebilmesi gibi hayatî meselelerdir. Bazılarında ise olağanüstü başarılar anlatılmaktadır.
Bu eserler aynı zamanda yazı dilinin önemli belgeleridir. Türkçenin tarihî gelişmesinin araştırılmasında çok kıymetli malzemelerdir. Genellikle halk ağzından derlenip yazıya geçirildiği için dilin özelliklerini çok yönlü yansıtan bu yazılı metinler, tarihî Türkçe açısından âdeta bir hazine durumundadır.
Yukarıda saydıklarımız Türk kültür unsurlarından yalnızca birkaç tanesidir. Türkülerimiz, Türk insanının kimliğini; bilmecelerimiz, Türk insanının fıtrî zekâsını yansıtmaktadır. Hepsi ele alındığında konunun önemi ve ciddiyeti çok açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
Türk kültürü, her sahada önemli ve nitelikli insan yetiştirmek bakımından dünyada eşi olmayan bir kültürdür. Türk tarihinde alp ve bilgenin çok olması bundandır.
Türk kültürü; kız çocuğuna kız, erkek çocuğuna erkek görevini beşikte yükleyecek kadar ince ve asildir. Ancak Türk kültürü binlerce yıldır gölgede bırakılmanın sıkıntılarını yaşamaktadır. Bir süre Arap ve Fars kültürü esas alınmıştır. 18. yüzyılın sonlarından beri ise Batı kültürünün gölgesindedir. Türk düşüncesinin kaynağı Türk kültürüdür. Türkler, bugün, Türk kültürünün binlerce yıldır ikinci plâna itilişinin acı sonuçlarını yaşamaktadır. Çağımızın iletişim araçlarının bu konulara yer vermemesi, bu kültürün sahiplerini hazinenin üzerinde oturup sadaka toplayan kişiye döndürmüştür. Türkiye'deki günümüzde durumu ele alacak olursak, özetle, şu sonuçlara varılabilir: Artık ninniler söylenmemekte, çocuklarımız çeşitli basın ve yayın organları vasıtasıyla yabancı kültürlerle yetişmektedir. Ders kitaplarındaki başka milletlerin masalları, çocuklarımızın ufkunu daraltmaktadır. Fıkraların ortadan kalkmasıyla insanlar meselelerini kaba kuvvetle çözmeye başlamıştır. Atasözleri unutulduğu için tecrübelerin aktarılması tarihe karışmıştır. Türk destanlarını okumayan gençler, yabancı kahramanların hayranı olup çıkmaktadır.




Önceki Sayfa Önceki Sayfa (1/3) - Sonraki Sayfa (3/3) Sonraki Sayfa


Content ©
İstiklâl Marşı


3. Uluslararası Türklerin Dünyası Sosyal Bilimler Sempozyumu

Türklerin Dünyası Enstitüsü

Türklerin Dünyası Dergisi
Zeitschrift für die Welt der Türken / Journal of World of Turks [ZfWT]
Yirmiyedinci sayımız Vol. 10, No. 1 (2018) yayınlanmıştır.

Özlü Söz

Şimdi gerçek olan, bir zamanlar yalnızca hayalimizdi.
(William Blake)


Gazi Üniversitesi - Gazi Eğitim Fakültesi

Yayımlanan Kitaplarımız
























Son Dakika

Pano

oyun komedi sohbet


PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
Sayfa Üretimi: 0.03 Saniye


EBlue Theme by Nuke Scripts.